Ben Sude, 36 yaşındayım

Zeynep bana döndü, gözleri dolmuştu.

“Gerçekten mi?..”

Başımı salladım. Kartımı uzattım. Kasiyer işlemi yaptı. O an Zeynep’in omuzlarından koca bir yük kalkmış gibiydi.

Arkamızdaki insanlar homurdanarak gözlerini devirdi. Umurumda değildi.

Zeynep teşekkür ederken sesi titriyordu. Çocuklarını toparladı, aceleyle çıktı.

O gece, yatağa uzandığımda onun yüzü gözümün önünden gitmedi. Korkusu, yorgunluğu, çaresizliği…

Ertesi gün öğleden sonra kapım çaldı.

Kimseyi beklemiyordum.

Kapıyı açtığımda karşımdaki manzara nefesimi kesti.

Üzerinde asker üniforması olan, uzun boylu, ciddi görünümlü bir adam duruyordu. Sert bir duruşu vardı ama gözleri beklediğimden daha yumuşaktı.

“Sude Hanım?” dedi.

“Evet?..”

“Dün bir markette miydiniz?”

Kalbim hızla çarpmaya başladı.

“Evet…” dedim, ne diyeceğimi bilemeden.

Adam bir an durdu, sanki doğru kelimeleri seçmeye çalışıyordu.

“Orada… genç bir kadına yardım ettiniz mi?”

Boğazım kurudu.

“Evet,” dedim yavaşça.

Asker derin bir nefes aldı.
Reklamlar