Nadir görülen ama gerçek bir durumdu bu. Odayı bir rahatlama dalgası kapladı ama bu, soruların ardı arkasının kesilmesini sağlamadı. Eve döndüğümüzde insanlar bize dik dik baktı. Fısıldaştılar. Sormaya hakları olmayan şeyler sordular. En çok Aslı acı çekti. Her bakış, her yorum bir öncekinden daha derin yaralar açıyordu.
Markette yabancılar tuhaf imalarda bulunuyor, kreşteki diğer veliler onu sorguluyordu. Geceleri onu çocukların odasında sessizce otururken, kaçamadığı düşüncelere dalmış halde onları izlerken buluyordum.
Yıllar geçti. Çocuklar büyüdü, evimizi neşe ve kargaşayla doldurdu. Ama Aslı giderek daha sessiz ve mesafeli birine dönüştü. Sonra bir gece, çocukların üçüncü yaş gününden sonra, nihayet dayanamayıp anlatmaya karar verdi.
"Bu sırrı daha fazla saklayamam," dedi.