Kızımın elinden tutup hemen ceketini giydirdim. Onlara tek bir kelime bile etmeden evden çıktık. Yakındaki sıcak bir restorana gidip kızıma mükemmel bir akşam yemeği ısmarladım. O yemeğini yerken telefonumu çıkardım:
Ana banka hesabımı tamamen dondurdum.
Güler Hanım’a verdiğim ek kartı iptal ettim.
Burak’ın kullandığı kredi limitlerini kapattım.
Bütün şifrelerimi değiştirip otomatik ödemeleri durdurdum.
Çok geçmeden telefonum kilitlendi. Onlarca aramanın ardından görümcem Hande’den panik dolu bir mesaj geldi: “Ceyda, yarın sabah evin tadilatı için müteahhit gelecek. Kartları bloke ettiysen peşinatı nasıl ödeyeceğiz?”
Mesajı okuduğumda kanım dondu. Babamdan kalan mirası ve evi, benim haberim olmadan ipotek ettirip iki katlı bir villaya dönüştürmek için devasa bir projeye girişmişlerdi.Ertesi sabah saat tam onda, altı aydır finansal delilleri toplayan avukatım Tahsin Bey ile birlikte eve adım attım. Burak, Güler Hanım ve Hande salonda gözlerinin altı morarmış halde oturuyorlardı. Güler Hanım beni görür görmez, “Sen kim oluyorsun da bu ailenin parasını donduruyorsun?” diye çığlık attı. Soğukkanlılıkla, “O para benim param,” dedim.