Gelinim Pembe Gelinliğimi Görünce

Benim gözlerim dolmuştu.

Ama Mert henüz bitirmemişti.

“Yıllar sonra o resmi buldum.”

Cebinden telefonunu çıkardı.

Ekranı birkaç saniye kurcaladı.

Sonra salondaki büyük ekrana bir fotoğraf yansıdı.

Küçük bir çocuğun yaptığı, kenarları kıvrılmış eski bir resimdi.

Resimde bir kadın vardı.

Pembe bir elbise giymişti.

Yanında küçük bir çocuk duruyordu.

Kadının yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.

Boğazım düğümlendi.

“Bunu sakladın mı?” diye sordum.

Mert gülümsedi.

“Otuz yıldır.”

Salondaki herkes sessizce ekrana bakıyordu.

Mert mikrofonu yeniden ağzına götürdü.

“Ben çocukken annemin kendisini ne kadar geri plana attığını anlamıyordum. Sadece onun hep yorgun olduğunu biliyordum.”

Başını eğdi.

“Sonra büyüdüm.”

“Ve ne kadar büyük bir fedakârlık yaptığını anlamaya başladım.”

Bir an Selin’e baktı.

“Bu yüzden annem bana gelinliği gösterdiğinde, pembe olduğunu görünce çok sevindim.”

Selin şaşkınlıkla ona baktı.

“Sen… neden bana hiç söylemedin?” diye sordu.

Mert’in yüzü sertleşti.

“Çünkü annemin hayatındaki güzel bir şeyi senin fikrinden korumak zorunda kalacağımı düşünmemiştim.”

Salon yine sessizleşti.

Selin gözlerini yere indirdi.

Mert devam etti.

“Bu gelinliğin bir sırrı daha var.”

Ben şaşkınlıkla ona baktım.

“Ne sırrı?”
Reklamlar