“Evladın yaşıyor Zeynep… Kurtar onu…”
O gece Zeynep eve dönmedi. Hastane koridorunda sabaha kadar oturdu. Gözünden yaş akmadı. Çünkü bu, ağlayarak taşınacak bir yük değildi. Bu, savaşarak taşınacak bir yük oldu artık.
Sabah olduğunda ilk defa kaynanasının gözlerinin içine dimdik baktı.
“Benim çocuğum ölmedi.” dedi sakin ama sert bir sesle.
Kaynanam alaycı bir gülüş attı. “Doğumda baygındın, ne biliyorsun?”
“Biliyorum.” dedi Zeynep. “Ve bulacağım.”
Eşi o an araya girdi. “Zeynep, annem böyle şey yapmaz.”
İşte o cümle, yıllardır duyduğu cümleydi. “Annem yapmaz.” “Annem bilmez.” “Annem doğrusunu bilir.”
Zeynep ilk kez eşine şöyle dedi:
“Ya ben? Ben hiç doğru değil miyim bu evde?”
O gün küçük bir çanta hazırladı. Gidecek yeri yoktu belki ama kalacak bir onuru vardı.
Kasabanın ebesini buldu. Kapısını çaldığında kadın korkudan yüzünü kapattı. “Ben bir şey bilmem.”
Zeynep dizlerinin üzerine çöktü.