Gelini saat on birde hâlâ uyuyordu. Kayınvalidesi eline bir sopa alıp ona ders vermek için odaya doğru hışımla yürüdü — ama yatakta gördüğü şey onu olduğu yerde donup kalmasına neden oldu.
Düğün daha yeni bitmişti ki Fatma Hanım yorgunluktan yatağa adeta yığılmıştı. Önlüğünü bile çıkarmaya gücü kalmamıştı. Ama uykusu sadece birkaç saat sürdü.
Sabah saat beşte yine ayaktaydı.Ev hâlâ tozluydu. Mutfakta yağ lekeleri vardı. Misafirler masalarda kırıntılar, etrafta lekeler ve dağınıklık bırakmıştı.
Saatler geçtikçe yorgunluğu arttı. Saat on bire geldiğinde sırtı bitkinlikten eğilmişti. Ama üst kat… sessizdi.
Ne ayak sesi vardı.
Ne akan su sesi.
Ne de konuşma.
İçindeki öfke yavaş yavaş kabarmaya başladı.
“Gelin! Aşağı in de yemeği hazırlamaya başla!” diye merdivenlerin altından bağırdı.