Kızımın Emekleriyle Alay Eden Öğretmen

Kalabalıktan şaşkınlık nidaları yükselmeye başladı. Okul müdürü hızla sahneye doğru adım attı ama elimle ona durmasını işaret ettim. Gözlerimi doğrudan Sevim Hoca’nın üzerine diktim; rengi kâğıt gibi bembeyaz olmuştu.

“O öğretmen şu an aramızda,” diye gürledim. “Ve ne yazık ki aradan geçen yirmi yılda kalbindeki o zehir hiç tükenmemiş. Kendisi dün, ihtiyaç sahibi çocuklar üşümesin diye haftalarca parmakları kanayana kadar dikiş diken on üç yaşındaki kızıma gelip, ‘Bu çantalar işe yaramaz, bunları ancak evsizler takar. Sen de tıpkı annen gibi bir hiçsin’ deme cüretini göstermiştir!”

Sözlerim havada asılı kaldığında koca okul bahçesinde adeta kıyamet koptu. Veliler öfkeyle birbirlerine fısıldıyor, bazıları doğrudan Sevim Hoca’ya dönüp ayıplarcasına bakıyordu. Sevim Hoca bulunduğu yerden küçüldükçe küçülüyor, etrafındaki kalabalık ondan iğrenerek uzaklaşıyordu. “Ama Sevim Hoca’nın atladığı çok küçük bir detay var,” diyerek gülümsedim. “O ‘utanç verici’ dediği kız çocuğu bugün uluslararası bir sürdürülebilirlik vakfının kurucusu ve yönetim kurulu başkanıdır. Ve o ‘sadece evsizlerin takacağı işe yaramaz çantalar’ var ya… Benim vakfım, bugün Defne’nin kendi emekleriyle diktiği o çantalardan elde edilen gelirin tam bin katını bu okulun ihtiyaç fonuna ve kimsesiz çocuklara bağışlama kararı almıştır! Çeki az önce müdürümüzün odasına bıraktım.”

Kalabalık bir anda sağır edici bir alkış tufanına koptu. İnsanlar ıslık çalıyor, bağırarak bizi destekliyordu. Okul müdürü koşarak sahneye çıktı, mikrofona uzanmadan önce bana minnetle başını eğdi. Ardından mikrofonu aldı ve son derece sert bir ses tonuyla, “Okulumuzda hiçbir öğretmenin, hiçbir öğrenciyi aşağılamasına veya ayrımcılık yapmasına müsamaha gösteremeyiz. Sevim Hanım, lütfen derhal eşyalarınızı toplayıp odama gelin. Yönetim kurulu olarak bu konuyu acilen görüşeceğiz,” dedi.

Sevim Hoca’nın başı tamamen öne düştü. Kibrinden, o iğrenç egosundan eser kalmamıştı. Yıllarca çocukların kalbini kıran o zorba kadın, yüzlerce kişinin aşağılayan bakışları arasında çantasını alıp başı önde, adeta sürünerek okul bahçesini terk etti.
Reklamlar