Lise Aşkıyla Kızım

Düğün otantik ve güzeldi; ahşap kirişler, peri ışıkları, her şey tamamdı. Kızım, dayısının kolunda koridorda yürürken ben en ön sırada oturuyordum. Ellerimin titremesini durduramıyordum. Sonra nikah memuru o sözü söyledi: "Evlenmelerine mani bir durum bilen varsa..." Beynim ne yaptığımı anlamadan ayağa kalktım. "Ben biliyorum," dedim. Oda sessizliğe büründü. Elif şaşkınlıkla arkasını döndü. Murat'ın çenesi kasıldı. "Anne," dedi Elif, "otur yerine." "Yapamam," dedim. "Elif, bilmiyorsun..." "Bunu yapamazsın," diye çıkıştı. "Ayların vardı. Sen benim düğünümü seçtin. Bu tamamen seninle ve çözemediğin ergenlik dramlarınla ilgili." "Bu haksızlık—" "Eğer beni seviyorsan," dedi sesi titreyerek ama kararlı bir şekilde, "oturursun ve seçtiğim adamla evlenmeme izin verirsin." Telefonlar çıktı. İnsanlar dik dik bakıyordu. Yüzüm alev alev yandı. Oturdum. Yeminlerini titreyen seslerle ettiler. Öpüştüler. Herkes alkışladı. Ben ise orada, toplum içinde kendimi ateşe attığımı ve yine de başarısız olduğumu fark ederek oturdum. Bundan sonra söyleyeceğim her şey sadece hazımsızlık gibi duyulacaktı. Düğün yemeğinde arka taraflarda kaldım, şampanyamı yudumluyormuş gibi yaptım. Elif sanki mutlu olmaya ant içmiş gibi dans ediyordu. Murat hep yanındaydı, eli kızımın sırtındaydı. Sonunda kravatını gevşeterek bana doğru yürüdü. "Konuşabilir miyiz?" diye sordu. "Bence yeterince konuştun." "Lütfen," dedi. "Beş dakika." Beni yan kapıdan serin geceye çıkardı. Arkamızda müziğin ritmi duyuluyordu. Kolumu bıraktı. "Nihayet sana gerçeği anlatmaya hazırım," dedi. "20 yıldan fazla süredir buna tutunuyorum." Alaycı bir ses çıkardım. "Ne o, anaokulunda intikam planları mı yapıyordun?" Boş bir kahkahayla güldü. "Hayır. Ama babam seni hiç unutamadı." Kaşlarımı çattım. "Ne?" "Ben senin düşündüğün Murat değilim," dedi sessizce.
Reklamlar