O, çöpte yeni doğmuş bir bebek buldu…

Murat tekrar baktı.

Ve sonra…

Acı geri geldi.

Daha güçlü.

Sanki başı patlayacaktı.

Zihnine görüntüler doldu.

Lüks bir araba.

Gece bir yol.

Hızla gelen bir kamyon.

Farlar.

Çarpışma.

Camlar.

Kan.

Ve… bir yüz.

Kazadan hemen önce gülümseyen biri.

Dizlerinin üzerine çöktü.

Emir bağırdı:

Baba!

Murat nefes alamıyordu.

Ama bu kez…

hatırlıyordu.

Onun adı Murat değilmiş.

Kerem Demir’di.

Türkiye’nin en güçlü iş insanlarından biri.

Ve on yıl önce…

öldürülmeye çalışılmıştı.

Bir kaza değildi.

İhanetti.

Cüzdanı sıktı.

Gözleri değişti.

Tamamen.

Artık kaybolmuş bir adam değildi.

Geri dönmüş biriydi.

Emir’e baktı.

Ve ilk kez…

onda sadece bir çocuk görmedi.

Hayata tutunma sebebini gördü.

Sen…

Sesi titredi.

Beni geri getirdin.

O gece Kerem uyumadı.

Hatıralar sel gibi geldi.

Toplantılar.

Para.

Güç.

Ve bir ortak.

Güvendiği adam.

Onu öldüren adam.

Sabah olduğunda Emir’e baktı.

Ve bir karar verdi.

Oğlum…

Emir uyandı.

Ne oldu?

Kerem gülümsedi.

Bugün buradan gidiyoruz.

Nereye?

Şehre.

Geçmişe.

Her şeyini geri almaya.

Ama bu kez…

yalnız değil.

Plazaya vardılar.

Kerem Holding.

Devasa.

Soğuk.

Emir şaşkındı.

İçeri girdiler.

Herkes sustu.

Fısıltılar başladı.

Bazıları korktu.

Çünkü ölü sanıyorlardı onu.

Asansör en üst kata çıktı.

Kapılar açıldı.

Ve oradaydı.

İhanet eden adam.

Dondu kaldı.

İnanılmaz…

Kerem yürüdü.

Yavaş.

Sakin.

Ama durdurulamaz.

Beni özledin mi?

Sessizlik ağırlaştı.

Emir elini tuttu.

Adam geri çekildi.

Sen… ölmüştün.

Kerem cevap verdi:

Ölmüştüm.

Ta ki oğlum beni çöpten bulana kadar.

Oda buz kesti.

Ama asıl tehlike daha yeni başlıyordu.

Kapı açıldı.

Silahlı adamlar içeri girdi.

İhanet eden adam gülümsedi.

Bu sefer kaçış yok.

Emir babasının elini daha sıkı tuttu.

Kerem etrafına baktı.

Hesap yaptı.

Ve ilk kez…

korkusuz bir karar verdi:

Onu koruyacağım.

Ne pahasına olursa olsun.

BÖLÜM 2 …..
Reklamlar