Öğretmen Mezuniyet Elbisemle

. Bugün bu elbiseyi giydiğinde, bu kolyenin de seninle olması gerekiyordu,’ dedi ve kolyeyi kızın boynuna taktı. Zeynep, boynundaki o serin ama yürek ısıtan metalin dokunuşuyla annesinin sıcaklığını hissetti. Artık yalnız değildi; arkasında koca bir emniyet teşkilatı, yanında ise dünyanın en cesur babası vardı. Törenin geri kalanında Zeynep, salonun en parlak yıldızıydı. Kimse artık onun elbisesinin eski olup olmadığını konuşmuyordu. Herkes, o dikişlerin içindeki fedakarlığı ve bir polisin on yıl sonra gelen vefayı nasıl onurlandırdığını konuşuyordu. Sevgi Hanım sessizce salonu terk etti, bir daha da hiçbir öğrenciye kıyafeti yüzünden tepeden bakamadı. Hasan ise o gece eve döndüklerinde, karısının fotoğrafının önüne oturdu ve ‘Sözümü tuttum Meryem,’ dedi fısıltıyla. ‘Kızımız sadece mezun olmadı, bugün hepimize insanlık dersi verdi.’ Hikaye bittiğinde, Zeynep odasında diplomasına ve annesinin gelinliğinden yapılan o elbiseye bakıyordu. Artık biliyordu ki, gerçek zenginlik banka hesaplarında değil, bir babanın dikiş makinesinde bıraktığı alın terinde ve bir annenin vasiyetini taşıyan beyaz dantellerde saklıydı. O gece, mahallenin o küçük evi, dünyanın en sarayından daha ihtişamlı görünüyordu. Çünkü içinde saf sevgi ve asla ölmeyen bir sadakat vardı. Bu hikaye, sadece bir mezuniyet hikayesi değildir. Bu, emek veren tüm babaların, hatırasına sahip çıkan tüm çocukların ve adaleti sadece suçlularda değil, gönüllerde arayan tüm vicdanlı insanların hikayesidir. Hayat bize her zaman en lüksünü sunmayabilir
Reklamlar