Ama artık zaman kalmamıştı. Telefonu kapattım ve Adnan Bey’in koridorundaki mermer zemine yığıldım. On dakika sonra beni orada buldu, bastonu fayanslarda hafifçe tıkırdıyordu. "Ameliyat tarihini erkene çekmemiz gerekiyor."
"Sorun nedir?" diye sordu. "Oğlum. Ameliyatı erkene çekiyorlar. Yapamam — Param yok. Asla o kadar param olmayacak." Uzun bir süre sessiz kaldı. Sonra öyle tuhaf bir şey söyledi ki yanlış duyduğumu sandım. "Benimle evlen. Oğlun ameliyatını olsun, ben de çocuklarımın kontrol edemeyeceği bir eşe sahip olayım." Gözyaşları içinde başımı salladım. "Ben öyle bir kadın olmayacağım." "Oğlunu kurtarmak için bile mi?"
"Sorun nedir?" O gece malikaneden ayrılırken sözleri zihnimde yankılanıyordu. Gece yarısı civarı Umut’u acilen hastaneye kaldırmak zorunda kaldım. Doktorlar durumunu sabitledi ama uyarıları netti: Ameliyat daha fazla bekleyemezdi. Ertesi sabah hastane otoparkından Adnan Bey’i aradım. "Eğer evet dersem, para bugün hastaneye yatacak." "Tamamdır." "O zaman evet. Seninle evleneceğim." Gece yarısı civarı Umut ile hastaneye koşmak zorunda kaldım.
Hastane o öğleden sonra Umut’u ameliyat öncesi tedavi için yatırdı. Kısa süre sonra yanaklarına renk geldi ve doktor, çok uzun süre kalmaması ve sonrasında geri dönmesi şartıyla düğüne katılabileceğini söyledi. Malikanenin görkemli merdivenlerini beyaz güller süslüyordu. Muhabirler kapılara dayanmış, "milyonerin gizemli gelini"nin fotoğraflarını çekiyordu. Adnan Bey’in terzisinden alelacele dikilmiş sade, fildişi rengi bir elbise giymiştim. Umut yanımda lacivert bir takım elbiseyle duruyor, sanki bir ödül kazanmış gibi gülümsüyordu. Buna sadece onun hayatını kurtarmak için razı olduğumdan haberi yoktu. Doktor düğüne katılabileceğini söyledi.
Adnan Bey’in çocukları tören boyunca bana nefret dolu bakışlar fırlattılar ve biter bitmez ayrıldılar. O gece Adnan Bey beni çalışma odasına götürdü ve kapıyı kapattı. "Doktorlar paralarını aldılar bile. Şimdi neye imza attığını nihayet öğrenebilirsin," dedi. Adnan Bey cilalı masanın üzerinden kalın bir klasör kaydırırken midem ağzıma geldi. "Aç onu," dedi sessizce. Adnan Bey beni çalışma odasına götürdü ve kapıyı kapattı.
Kapağı kaldırırken ellerim titriyordu. Klasör yasal belgelerle doluydu. En üstteki sayfada, Elif Hanım’ın isminin yanında benim ismim büyük siyah harflerle yazılıydı. "Artık onun yasal vasisisin," dedi Adnan Bey. "Ve tüm mal varlığımın vasiyetini yürütme yetkilisisin. Vasiyetimi, aslan payını almanı sağlayacak şekilde güncelledim." Nefesim boğazımda düğümlenmiş halde ona bakakaldım. "Bunu neden yaptın?" "Çünkü çocuklarımın ne peşinde olduğunu biliyorum ve buna izin vermeyeceğim." Klasör yasal belgelerle doluydu.