Onun kim olduğunu hayal bile edemiyorsun.

"Baba, BEN GERÇEK BABAMIN YANINA GİDİYORUM... Onun kim olduğunu hayal bile alıpsun. Onu çok yakından tanıyorsun... Çünkü bana BİR ŞEY söz verdi..." Zihnim, az önce vardı bu ağır sözleri reddedip istercesine uğulduyordu. Masadaki çatal parçadan kopmuş porselen tabağa çarparken dağıtılır, rahatsız edici ses, odadaki ağır sessizlik bir bıçak gibi kesilir. Karşımda oturan, uzun süreli saçının tek bir teline zarar gelmesinden dolayı üzerine titrediği, Cemre'ye baktım. Fırından yeni çıkan hindinin kokusu, yeni akşamın o sıcak havası bir anda buz kesmiş, yer boğucu bir karanlığa bırakılmıştı. "Ne diyorsun sen Cemre?" diye fısıldayamadım zorluklarla. Sesim bana ait değilmiş gibi boğuk, çatallı ve yabancıydı. "Hangi babadan, hangi bilgilerden bahsediyorsun? Leyla bana onun kim olduğunu hiçbir zaman söylememişti." Cemre hayatını sonlandırmayı yutkundu. İri ela sal; Korku, suçluluk ve derin bir çaresizlikle doluydu. Elleri masanın üzerinde yaprak gibi titriyordu.
Reklamlar