Sekiz aylık hamileydi; karnı burnunda

Hemen önündeki öncelikli koltuklarda, üzerlerinde pahalı marka ceketler bulunan, saçları özenle taranmış yirmili yaşlarının başında üç serseri oturuyordu. Ellerindeki son model telefonlara bakıp yüksek sesle gülüşüyor, etraflarındaki kalabalığı zerre kadar umursamıyorlardı. Selma, derin bir nefes alarak serserilere doğru hafifçe eğildi. "Çocuklar, çok afedersiniz. Ayakta duracak hiç halim yok, rica etsem biriniz bana yer verebilir mi?" diye sordu kibar ve mahcup bir sesle.

Gençlerden biri, telefonundan başını kaldırıp Selma’yı baştan aşağı küçümseyerek süzdü. Ardından yanındaki arkadaşına dönüp alaycı bir kahkaha attı. "Abla, hamile kalmadan önce taksi parasını hesaplasaydın. Biz sabahtan beri çok prestijli bir şirketin zorlu mülakatlarındaydık, ayaklarımıza kara sular indi. Şimdi senin yüzünden ayakta mı dikilelim?" dedi küstahça. Diğer genç de geri kalmadı, "Madem ayakta duramıyorsun, özel aracınla git. Burası toplu taşıma, herkes eşit!" diyerek kahkahayı bastı.
Reklamlar