Onu göğsüme bastırdım. On iki yıl önce Nihal’in elini tutarken verdiğim sözü tutmuştum. Onu korumuştum. Eve döndüğümüzde Hande bizi kapıda gözyaşları içinde karşıladı. O gece üçümüz de salonda birbirimize sarılarak uyuduk.
Kerem o kutuyu ve içindeki her şeyi bahçede yaktı. Küller rüzgarda savrulurken, Nihal’in bizi bir yerlerden izleyip gülümsediğini biliyordum. Artık aramızda hiçbir sır, hiçbir şüphe kalmamıştı. Biz sadece kağıt üzerinde değil, ruhumuzun en derin yerinde birbirine bağlı gerçek bir aileydik. Ve hiçbir yalan, hiçbir karanlık geçmiş bu bağı koparmaya yetmeyecekti.