Telefonu kapattığımda Orhan Bey'in yüzünün bembeyaz olduğunu fark ettim.
"Ne oldu?" diye sordum.
"Bu dosyadan kimsenin haberi olmaması gerekiyordu. Ama bu sabah şirketin güvenlik sistemine dışarıdan erişilmeye çalışıldı."
Bir anda telefonumun ekranı aydınlandı.
Meltem'den yeni bir mesaj gelmişti.
"Tayfun'un ofisinde ne işin var, ablacığım?"
Nefesim kesildi.
Demek ki nerede olduğumu biliyordu.
Orhan Bey'e mesajı gösterdim. Hemen ayağa kalktı ve masasındaki telefonu aldı. Şirketin güvenlik görevlisini ararken benim gözüm yeniden mektuba takıldı.
Son sayfanın altında küçük bir not vardı:
"Nesrin, gerçeğin tamamını öğrenmek istiyorsan arabamın yedek anahtarını bul. Sana verdiğim son doğum günü hediyesinin içine bak."
O an her şeyi hatırladım.
Tayfun son doğum günümde bana küçük, ahşap bir mücevher kutusu hediye etmişti. İçinde bir kolye vardı. Kutuyu o kadar sevmiştim ki yatak odamızdaki dolabın üst rafına kaldırmıştım.
Orhan Bey'e dönerek eve gitmem gerektiğini söyledim.
Ancak binadan ayrılmadan önce dosyadaki bütün belgeleri telefonumla fotoğrafladım. Orijinal belgeleri ise Orhan Bey'de bıraktım.
Ardından tanıdığım bir avukatı arayıp durumu anlattım.
Eve vardığımda Meltem kapının önünde bekliyordu