KOCAM BİR TRAFİK KAZASINDA HAYATINI KAYBETTİ

"Nesrin, sakın eve gitmeyin! Şirketin otopark kamerasında önemli bir görüntü bulduk. Fırat'ın kocanızın arabasına müdahale ettiği açıkça görülüyor!"
"Çok geç!" diye fısıldadım. "İkisi de evimdeler!"
Orhan Bey polisleri arayacağını söyledi.
O sırada merdivenlerden ayak sesleri yükseldi.
"Nesrin!" diye bağırdı Meltem. "Kapıyı aç! Sana zarar vermek istemiyoruz!"
Yatak odamızın kapısına yaklaştılar.
"Ben senin ablanım!" diye bağırdım. "Tayfun sana iş buldu! Borçlarını ödedi! Bize bunu nasıl yapabildin?"
Kapının diğer tarafından birkaç saniye ses gelmedi.
Sonra Meltem konuştu.
"Her şeyi mahvetti! O hesaplara karışmasaydı bunların hiçbiri olmayacaktı!"
O anda dışarıdan polis sirenleri duyuldu.
Fırat kaçmaya çalıştı ancak bahçeye çıkan polisler tarafından yakalandı. Meltem ise kapının önünde dizlerinin üzerine çöktü.
Dakikalar sonra polisler beni odadan çıkardığında kardeşimi kelepçeler içinde gördüm.
Gözlerimin içine bakamıyordu.
Sonraki haftalarda ortaya çıkan gerçekler tahmin ettiğimden çok daha ağırdı.
Fırat, Tayfun'un arabasının fren sistemine müdahale etmişti. Meltem ise kocamın o gece hangi yoldan gideceğini ona bildirmişti. İkisi de kazanın yağmurlu havadan kaynaklandığının düşünüleceğini hesaplamıştı.
Savcılık soruşturmasında şirketten çaldıkları paraların izine ulaşıldı. Güvenlik görüntüleri, ses kayıtları ve banka hareketleri de dosyaya eklendi.
Meltem'in mahkemede bana bakarak ağlaması hiçbir şeyi değiştirmedi.
Çünkü ben o gün yalnızca kocamı değil, kız kardeşimi de kaybettiğimi anlamıştım.
Aylar sonra Tayfun'un eşyalarını düzenlerken mücevher kutusunun içinde daha önce fark etmediğim küçük bir kâğıt buldum.
Üzerinde kocamın el yazısıyla şu sözler yazıyordu:
"Bir gün çocuklarımız büyüdüğünde onlara şunu öğret: İnsanların söylediklerine değil, zor zamanlarında yaptıklarına bak. Çünkü sevgi, güzel sözlerle değil, verdiğimiz kararlarla anlaşılır."
Kâğıdı göğsüme bastırıp uzun süre ağladım.
Ertesi sabah çocuklarımı alıp Tayfun'un mezarına gittim. Yedi yaşındaki kızım mezar taşına küçük bir çiçek bıraktı.
"Baba bizi hâlâ koruyor mu?" diye sordu.
Reklamlar