Beni görünce gülümsedi.
"Nihayet geldin! Meraktan öldüm. Nerelerdeydin?"
"Biraz işim vardı."
Gözlerini kıstı.
"Tayfun'un iş yerinde mi?"
Artık rol yapmasına gerek kalmamıştı.
"Nereden biliyorsun?" diye sordum.
Bir an duraksadı.
"Orhan Bey aradı. Sana ulaşamadığını söyledi."
Yalan söylüyordu. Orhan Bey'in az önce yanından ayrılmıştım.
"Eve geçelim," dedim.
Ancak Meltem'in beni takip etmesine izin vermedim. Başımın ağrıdığını, biraz yalnız kalmak istediğimi söyledim.
İtiraz etmedi fakat uzaklaşırken yüzündeki gülümseme tamamen kaybolmuştu.
Kapıyı kilitledim ve doğruca yatak odasına koştum.
Mücevher kutusu yerindeydi.
Kutunun altındaki kadife kaplamayı kaldırdığımda küçük bir bölme buldum. İçinde Tayfun'un arabasının yedek anahtarı ve minicik bir hafıza kartı vardı.
Kalbim deli gibi çarpmaya başladı.