“Ben sana söyleyecektim.”
“Ne zaman? Eve döndüğümüzde mi? Yoksa hiçbir zaman mı?”
Tam o anda zarfın kenarını yırttım.
İçinden birkaç sayfa çıktı.
İlk sayfanın en üstünde Eylül’ün adı vardı.
Altında ise İngilizce bir başlık.
Bir klinik değerlendirme raporu.
Satırları hızla okumaya başladım ama tıbbi terimlerin çoğunu anlamıyordum.
Sonra gözüm bir cümleye takıldı.
“Experimental treatment eligibility approved.”
Başımı kaldırdım.
“Bu ne demek?”
Ulaş derin bir nefes aldı.
“Florida’ya gelmeden iki hafta önce burada bir doktorla görüştüm.”
Kalbim deli gibi atıyordu.
“Ne doktoru?”
“Eylül’ün hastalığı üzerinde çalışan bir ekip.”
Bir an ne söyleyeceğimi bilemedim.
“Doktorumuz tedavilerin bittiğini söyledi.”
“Bizim için bittiğini söyledi. Ama burada henüz standart olmayan bir tedavi deniyorlar.”
Elimdeki kâğıtlar titredi.
“Ve sen bunu benden sakladın?”
Ulaş gözlerini kapattı.
“Çünkü kabul edilip edilmeyeceği belli değildi.”
Öfkem bir anda patladı.
“Bana umut vermekten mi korktun?”
“Hayır.”
“Peki neden?”
Bu kez