KOCAMLA BİRLİKTE KIZIMIZIN SON DİLEĞİNİ

O an yüzüme baktı.

Sanırım ilk kez kendisini gerçekten Eylül’ün babası olarak gördü.

Altı hafta sonra doktor yeni sonuçlarla yanımıza geldi.

Yüzünde temkinli bir gülümseme vardı.

“Hastalığın ilerlemesi durmuş görünüyor,” dedi.

Nefes almayı unuttum.

“Bu ne anlama geliyor?”

“Şimdilik tedaviye cevap veriyor.”

Eylül yatağında oturuyordu.

Ulaş’ın elini tuttu.

“Baba?”

“Efendim?”

“Demek eve hemen gitmiyoruz.”

Üçümüz de güldük.

Aylar sonra Türkiye’ye döndüğümüzde hiçbir şey tamamen bitmiş değildi.

Eylül’ün hâlâ kontrolleri vardı.

Hâlâ zor günleri oluyordu.

Ama artık odasında bir takvim asılıydı.

Bu kez günleri geri saymıyordu.

İleriye doğru planlıyordu.

On birinci doğum günü.

Okula dönüş.

Denize yeniden gitmek.

Bir akşam o Florida zarfını çekmeceden çıkardım.

Ulaş yanıma geldi.

“Bana hâlâ kızgın mısın?” diye sordu.

Zarfa baktım.

Sonra ona.

“Bunu benden sakladığın için biraz.”

Başını eğdi.

“Ama yaptığına değil.”

O gece zarfın içine yeni bir fotoğraf koyduk.

Florida sahilinde çekilmişti.

Eylül ortada duruyordu.

Bir yanında ben, diğer yanında Ulaş.

Arkasında okyanus vardı.

Fotoğrafın arkasına Eylül kendi el yazısıyla şunu yazdı:

“Bu benim son dileğim değildi. İlk yeni dileğimmiş.”

O cümleyi okuduğumda anladım.

Florida’ya kızımızın hayata veda etmesi için gitmemiştik.

Biz oraya, umudun bazen en son kapı sandığımız yerin hemen arkasında başladığını öğrenmeye gitmiştik.Ve Ulaş o gün bana hayatım boyunca unutamayacağım bir şeyi göstermişti:

Baba olmak, aynı kanı taşımak değildi. Bir çocuğun umudu tükendiğinde, kendi umudunu ona verebilmekti.
Reklamlar