sesi çatladı.
“Çünkü para gerekiyordu.”
Kâğıtlara tekrar baktım.
Son sayfada bir ödeme belgesi vardı.
Rakamı görünce nefesim kesildi.
“Bu kadar parayı nereden buldun?”
Ulaş cevap vermedi.
Tam o anda bazı şeyler kafamda birleşmeye başladı.
Aylardır yaptığı ek mesailer.
Eve geç gelmeleri.
Satıldığını fark etmediğim saat.
Garajdaki motosikletin ortadan kaybolması.
“Sen…”
Ulaş başını eğdi.
“Motosikleti sattım.”
Gözlerim doldu.
“O motosiklet babandan kalmıştı.”
“Evet.”
“Başka ne sattın?”
Sessizlik oldu.
“Birikim hesabımı kapattım.”
“Ulaş…”
“Ve iş yerinden avans aldım.”
Ona kızmak istiyordum.
Ama sesim çıkmıyordu.
“Bunu bana neden söylemedin?”
Ulaş yüzüme baktı.
“Çünkü bu tatilin Eylül’ün son tatili olmasını istemedim.”
O cümle içimde bir yere saplandı.
“Ne demek istiyorsun?”
“Onu Florida’ya sadece son dileğini gerçekleştirmeye getirmedim.”
Bir adım daha yaklaştı.
“Buraya aynı zamanda ona bir şans daha vermeye geldim.”
Tam o anda asansörün kapısı açıldı.
Eylül çıktı.
Üzerinde pijamaları vardı ve Minnie kulaklarını başına takmıştı.
“Anne?”
Hemen gözyaşlarımı sildim.
Ama çok geçti.