BU MEYVELER SATILIK DEĞİLDİ. BİR BABANIN ÇOCUKLARINA BIRAKTIĞI SON HASATTI.”
Altına da Tarık’ın küçük bir fotoğrafını koymuştum.
Onu ağaçların arasında gülümserken gösteren bir fotoğraf.
Nursel önce kartona, sonra bana baktı.
“Bunu kaldır.”
“Hayır.”
“İnsanları bana karşı dolduruyorsun.”
Başımı salladım.
“Hayır, Nursel. Ben yalnızca ne yaptığını saklamıyorum.”
Tam o sırada Aren yanımda belirdi.
Babası Tarık’ın şapkası yine elindeydi.
Onu görünce içim burkuldu.
Nursel de oğluma baktı.
Aren, çocuklara özgü o açık ve acımasız dürüstlükle sordu:
“Babamın elmaları nerede?”
Sokağa bir anda sessizlik çöktü.
Nursel cevap vermedi.
Aren bir adım daha yaklaştı.
“Babam bana onları birlikte toplayacağımızı söylemişti.”
Boğazım düğümlendi