Elimi oğlumun omzuna koydum.
Nursel gözlerini kaçırdı.
Belki ilk kez ne çaldığını gerçekten anlamıştı.
Meyve değil.
Bir çocuğun babasıyla yapmayı beklediği son şeyi.
Ama hikâye orada bitmedi.
Cavit Bey videoyu bana gönderdi. Ben de aynı gün karakola gidip görüntüleri teslim ettim.
Polis memuru kaydı izledikten sonra bana dönüp:
“Bahçeye izinsiz girme, mala zarar verme ve ürünlerin alınması konusunda şikâyetçi olabilirsiniz,” dedi.
Tereddüt etmedim.
“Şikâyetçiyim.”
Tarık yaşasaydı belki bana, “Boş ver, uğraşma,” derdi.
Ama bu kez konu birkaç çuval meyve değildi.
Nursel önce sınırı aşmıştı.
Sonra uyarıldığında geri dönüp bunu bilerek tekrar yapmıştı.
Öğleden sonra iki polis onun evine geldi.
Mahalledeki herkes pencerelerden bakıyordu.
Nursel bu kez bağırmadı.
Sadece sürekli:
“Ben çalmadım. Ziyan olmasın diye aldım,” diyordu.