O an odadaki herkes ağlıyordu.
Doktor bile gözlüğünü çıkarıp gözlerini silmek zorunda kaldı.
Emre ise bütün ilginin kendisine yönelmesinden rahatsız olmuş gibiydi.
“Ece’nin buna ihtiyacı vardı.” demekle yetindi.
O gün eve dönerken oğlumla gurur duyduğumu defalarca söyledim.
Ama o sadece başını salladı.
“Baba,” dedi.
“Ben sadece yapmam gerekeni yaptım.”
Aradan haftalar geçti.
Kemoterapi devam ediyordu.
Bazen iyi haber alıyor, bazen moralimizi bozan sonuçlarla karşılaşıyorduk.
Ama Ece artık eskisi gibi içine kapanmıyordu.
Hastanedeki çocuklarla sohbet ediyor, yeni gelen hastalara moral veriyor, hatta saçlarını kaybettiği için ağlayan küçük kız çocuklarına kendi renkli berelerini hediye ediyordu.
Bir gün Emre eve elinde küçük bir kutuyla geldi.
Kutunun içinde örgü şapkalar vardı.
“Arkadaşlarla birlikte ördürdük.” dedi.
“Servisteki çocuklara dağıtacağız.”
O hafta sonu yalnızca Ece’yi değil, aynı serviste tedavi gören bütün çocukları ziyaret ettiler