Ölümcül hastalığa yakalanan kızımın son dileğini yerine getirmek için onu denizle buluşturdum. Ama otel müdürü kapımıza gelip, "BU TATİLLE İLGİLİ BİLMEDİĞİNİZ ÇOK ÖNEMLİ BİR GERÇEK VAR," dedi.
6 yaşındaki kızım Elif'e 4. evre, tedavisi mümkün olmayan kanser teşhisi konmuştu. Ben ise onu hayata tutmaya çalışan bekar bir anneydim.
Doktor derin bir nefes aldı ve bana şöyle dedi:
"Çok üzgünüm. Bunu söylemek gerçekten çok zor ama uygulayabileceğimiz tedaviler yalnızca süreci biraz yavaşlatabilir. Büyük ihtimalle bir yıldan daha az zamanı kaldı."
O an dünyam başıma yıkıldı. Hiçbir anne böyle bir cümleyi duymaya hazır olamazdı.
Yine de pes etmedim. Onu yaşatabilmek için elimden gelen her şeyi yaptım. Her gece Allah'a dua ettim ve bir mucize gerçekleşmesini diledim.
Hayatta bize destek olan tek kişi babamdı. Elif dedesine çok düşkündü. Kemoterapi günlerinde saatlerce yanında oturur, dedesi ona birbirinden güzel masallar okurdu.
En çok da denizleri anlatan hikâyeleri severdi.
Bazen dedesinden aynı masalı defalarca okumasını ister, gözlerini kapatıp kendini dalgaların arasında hayal ederdi.