2000 YILINDA SOKAKTA YAŞAYAN GENÇ BİR

"Benim adım Arda. Sarp Bey'in avukatıyım. Aynı zamanda yirmi yıldır en yakın arkadaşıyım."
Kalbim hızla çarpmaya başladı.
"Sarp'a bir şey mi oldu?"
Arda başını eğdi.
"Üç hafta önce geçirdiği bir trafik kazasında hayatını kaybetti."
Duyduklarımla sarsıldım. Yalnızca birkaç dakika tanıdığım bir insanın ölüm haberi neden bu kadar canımı yakmıştı? Belki de Sarp, benim için daima oğlumun montunu giyen o çaresiz genç olarak kalmıştı.
Arda, gözyaşlarımı silmem için bana bir mendil uzattı.
"Sarp, sizinle tanıştığı günü hayatının dönüm noktası olarak anlatırdı. Ancak size söylemediği çok önemli bir şey vardı."
Çantasından eski bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafa baktığım anda ellerim titremeye başladı.
Oğlum Tufan, tanımadığım genç bir adamla yan yana duruyordu. İkisi de gülümsüyordu. Fotoğrafın arkasında oğlumun el yazısıyla yazılmış bir tarih vardı.
Ölümünden yalnızca iki ay öncesi!
"Bu genç Sarp mı?" diye fısıldadım.
Arda başını salladı.
Meğer oğlum, hastalanmadan önce haftada birkaç gün bir yardım kuruluşunda gönüllü olarak çalışıyormuş. Sokakta yaşayan gençlere yemek dağıtıyor, iş bulmalarına yardımcı olmaya çalışıyormuş.
Sarp'la da orada tanışmış.
Sarp henüz on dokuz yaşındaymış. Babasını küçük yaşta kaybetmiş, annesi tarafından terk edilmiş ve uzun süredir sokaklarda yaşıyormuş.
Tufan ona yalnızca yemek vermekle kalmamış. Okula devam etmesi için cesaretlendirmiş, iş başvurularında yardımcı olmuş ve kendi harçlığından para biriktirerek ona ayakkabı almış.
Reklamlar