Birkaç ay önce eski yardım kuruluşunun kayıtlarında bulunan bir belge sayesinde sonunda adresimi öğrenmiş.
Tam beni ziyaret etmeye hazırlanırken trafik kazası geçirmiş.
Ölmeden önce Arda'dan son bir istekte bulunmuş.
"Naciye Hanım'ı mutlaka bul. Ona yalnızca teşekkür etmek istemiyorum. Oğluna verdiğim sözü de tutmam gerekiyor."
Arda kutunun dibinden kalın bir dosya çıkardı.
Dosyanın üzerinde benim adım yazıyordu.
İçinde bir tapu, banka belgeleri ve noter tarafından hazırlanmış bir vasiyetname vardı.
Sarp, vakfın kurucusu olarak kendisine ait hisselerin önemli bir bölümünü bana bırakmıştı. Ayrıca içerisinde büyük bir bahçe bulunan eski bir köşkü benim adıma satın almıştı.
Şaşkınlıktan konuşamıyordum.
"Ben bunları kabul edemem! O gün ona para verirken karşılık beklemiyordum."
Arda hafifçe gülümsedi.
"Sarp da tam olarak bu yüzden bütün bunları size bırakmak istedi."
Dosyanın arasında küçük bir zarf daha vardı.
Üzerinde yalnızca şu cümle yazıyordu:
"Bu mektubu Naciye anneye verin."
Titreyen ellerimle zarfı açtım.
Sarp'ın mektubunda yazdıkları hayatım boyunca unutamayacağım sözlerdi.
"Sevgili Naciye anne,
O gün bana verdiğiniz on lira hayatımı değiştirdi. Ama bunu paranın miktarı sayesinde başarmadınız. Ben kendimi dünyada tamamen değersiz hissederken siz bana evladım diye seslendiniz.
Tufan bana insanların birbirine yardım etmesi gerektiğini öğretmişti. Siz ise bu sözlerin nereden geldiğini gösterdiniz.
Yıllarca sizi aradım. Size bir anne kadar ihtiyaç duyduğumu söylemek istedim.
Şimdi kurduğum vakıf sayesinde yüzlerce genç eğitim görüyor. Onların her birinde Tufan'ın ve sizin iyiliğiniz yaşıyor.
Size bıraktığım köşkü yalnızca kendiniz için kullanmanızı istemiyorum. Orayı kimsesiz gençlerin kendilerine yeni bir hayat kurabilecekleri bir yuvaya dönüştürmenizi istiyorum.
Çünkü benim o gün ihtiyacım olan şey para değil, birinin bana inanmasıydı.