"Sarp o parayla yemek almamış."
Şaşkınlıkla yüzüne baktım.
"Ne yapmış peki?"
"Bir kırtasiyeye giderek bir defter ve kalem satın almış. O gün sizin anlattıklarınızı, oğlunuzla ilgili hatıralarınızı ve kendisine söylediğiniz her şeyi yazmış."
Arda kutunun içinden eski, yıpranmış bir defter çıkardı.
İlk sayfayı açtığımda karşıma şu cümle çıktı:
"Bugün hayatımda ikinci kez bir insan bana hiçbir karşılık beklemeden yardım etti. Birincisi Tufan'dı. İkincisi annesi."
Defterin sayfalarını çevirdikçe gözyaşlarımı tutamadım.
Sarp, o günden sonra yaşadığı her önemli olayı bu deftere kaydetmişti.
Önce bir lokantada bulaşıkçı olarak çalışmaya başlamış. Ardından akşam okuluna yazılmış. Yıllar içinde üniversiteyi bitirmiş ve küçük bir yazılım şirketi kurmuş.
Şirketi zamanla büyümüş. Türkiye'nin farklı şehirlerinde şubeler açmış ve yüzlerce kişiye iş vermeye başlamış.
Ancak kazandığı paranın önemli bir bölümünü sokakta yaşayan gençlerin eğitimine harcıyormuş.
Kuruluşun adı ise beni bir kez daha ağlattı.
"Tufan Eğitim ve Dayanışma Vakfı."
Oğlumun adını taşıyan bir vakıf!
Arda, Sarp'ın yıllardır beni aradığını, ancak evlendikten sonra soyadımın değişmesi ve başka bir şehre taşınmam nedeniyle izimi kaybettiğini anlattı.