2000 YILINDA SOKAKTA YAŞAYAN GENÇ BİR

Bütün bunları bana neden anlatmadığını düşündüm.
Arda sanki aklımdan geçenleri anlamıştı.
"Tufan, yaptığı iyiliklerin bilinmesinden hoşlanmazmış. Sarp'a da annesinin kendisini böyle yetiştirdiğini söylermiş."
Gözlerim yeniden doldu.
Ancak asıl şaşkınlığı henüz yaşamamıştım.
Arda, oğlumun hastaneye kaldırıldığı gün Sarp'ın da hastaneye geldiğini söyledi. Oğlum, durumunun ağırlaştığını öğrendiğinde Sarp'la yalnız konuşmak istemiş.
O konuşmada ona bir ricada bulunmuş.
"Eğer bana bir şey olursa annemi bul. Onun çok iyi bir insan olduğunu biliyorum ama bazen kendisini düşünmeyi unutuyor. Bir gün kendisini tamamen yalnız hissederse yanında ol."
Tufan'ın son günlerinde böyle bir konuşma yaptığından hiç haberim olmamıştı.
"Demek o gün beni özellikle arıyordu!"
Arda başını salladı.
"Sarp, oğlunuzun ölümünden sonra sizi bulmaya çalışmış. Ancak yardım kuruluşundan yalnızca çalıştığınız iş yerinin adresini öğrenebilmiş."
O gün işten kovulduğum için binanın önünde saatlerce beni beklemiş. Üzerinde oğlumun kendisine bağışladığı mont varmış.
Akşam olduğunda umudunu kaybederek yürümeye başlamış. Tam o sırada karşısına çıkmışım.
"Bu montu nereden buldun?" diye sorduğumda neden korktuğunu şimdi anlıyordum.
Arda konuşmasını sürdürdü.
"Sarp, size gerçeği anlatmaya cesaret edememiş. Çünkü oğlunuzun ölümünden hemen sonra, onunla ilgili anıları hatırlatarak acınızı artırmaktan korkmuş."
Kutunun üzerindeki monta dokundum.
Oğlumun ellerini bir kez daha tutabilmek için neler vermezdim!
Ancak hâlâ anlayamadığım bir şey vardı.
"Ben ona sadece on lira verdim. Bu kutunun içinde ne var?"
Reklamlar