Adım Selma. Kocam Tarık'ı tam bir ay önce

Banu ayak sesimi duyduğunda kaskatı kesildi. Yavaşça başını çevirip beni gördüğü an, yüzündeki kan tamamen çekildi, rengi kâğıt gibi bembeyaz oldu. Gözlerindeki o devasa korkuyu ve utancı gördüğümde mideme koca bir taş oturduğunu hissettim. "Selma... Ben... Lütfen açıklamama izin ver," diye kekeledi, mermer taştan destek alarak ayağa kalkmaya çalışırken. "Neyi açıklayacaksın?" diye bağırdım. Sesim mezarlığın soğuk sessizliğini yırtarak yankılandı. "Kocamla yaşadığın o gizli aşkı mı? Benimle aynı sofraya oturup, gözümün içine baka baka kocamın yatağına nasıl girdiğini mi? Yoksa cenazede kollarıma girip benim için değil, aslında gizli sevgilin için nasıl ağladığını mı?" Banu elleriyle yüzünü kapatıp olduğu yere çöktü ve acı acı hıçkırmaya başladı. "Beni affet... Ona çok âşıktım, engel olamadım. Biz birbirimizi sevdik Selma..." "Bana aşktan bahsetme!" diye kükredim. "Yıllarca benimle kardeş gibiydin. Hastalandığımda baş ucumda bekledin, sevincimde benimle güldün. Kocamın ihaneti karanlık bir sırdı belki; ama senin ihanetin, tüm geçmişimin, tüm anılarımın, kardeşlik ve dostluk inancımın acımasızca katledilmesidir." Dizlerimin bağı çözülecek gibiydi ama dimdik ayakta kaldım. Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken içimde kopan fırtına dinmek bilmiyordu ama o an tuhaf bir şekilde kendimi çok hafiflemiş hissettim.
Reklamlar