“Bu bir aile meselesi.” “Hayır,” dedi Mert Bey. “Yemek salonundaki huzuru bozduğunuzda bu bir işletme meselesine dönüştü.” Annemin, bu durumu zorbalıkla aşamayacağını belki de ilk kez anladığını gördüm. Yıllarca benim işlerimi birer ibretlik hikaye gibi anlatmıştı: "Daha çok çalış, daha iyi biriyle evlen, sakın Aylin gibi tepsi taşımak zorunda kalma." Ben kendi okul masraflarımı öderken o bunu söylüyordu. Pelin, babamların parasıyla iki kez bölüm değiştirirken o bunu söylüyordu. Benden iki kez borç alıp —ki o paraları asla geri ödemedi— buna "geçici bir köprü" derken yine bunu söylüyordu. Şimdi ise tıklım tıklım bir restoranda, şık giyimli bir müdürden, bir zamanlar utanç verici bulduğu kızının onu kapı dışarı etme yetkisine sahip olduğunu öğreniyordu. Pelin koluma uzandı. “Lütfen bunu yapma.” Bana dokunmasına izin vermeden geri çekildim.