Hamileliği boyunca bunu o kadar çok söylemişti ki artık otomatikleşmişti. Eczanedeki kadına, apartmandaki meraklı komşuya, ultrason hemşiresine, hatta otobüste izinsizce karnına dokunan yabancıya bile.
Ama gerçek başka bir şeydi: Mert Yılmaz, Elif hamile olduğunu söylediği gece onu terk etmişti.
Bağırmamıştı. Hakaret etmemişti. Masaya vurmamıştı. Sadece çatalı tabağın yanına bırakmış, Elif’e sanki hayatını mahvetmiş gibi bakmış ve demişti ki:
“Düşünmem lazım.”
Sonra bir sırt çantası alıp çıkmış ve bir daha geri dönmemişti.