Bebeğin babası nerede?

Elif yine yalan söyledi.

“Evet… geliyor.”

Zeynep daha fazla sormadı. Elif’i doğum önlüğüne aldı, monitörleri yerleştirdi, tansiyonunu ölçtü. Sancılar giderek şiddetlendi; içeriden gelen dalgalar gibi bedenini parçalıyordu.

Elif çarşafı ısırarak bağırmamaya çalıştı. Annesini düşündü; Sivas’taydı ve para olmadığı için gelememişti. Mert’i düşündü. Bir insanın pazartesi bir hayat vaat edip perşembe nasıl yok olabildiğini düşündü.

Saatler sonra, acının artık adı kalmadığında, bebeği doğdu.Bebeğin ağlaması odayı doldurdu.

Elif de ağladı. Ama acıdan değil. Rahatlamadan. Öfkeden. Sevgiden.

“Her şey yolunda,” dedi Zeynep, bebeği beyaz bir battaniyeye sararken. “Sağlıklı bir erkek bebek.”

Tam o sırada nöbetçi doktor içeri girdi. Saçı kırlaşmış, beyaz önlüğü tertemiz bir adamdı. Yaka kartında “Dr. Kemal Yılmaz” yazıyordu.Tıbbi Merkezler ve Hizmetler

Dosyayı aldı, yeni doğan bebeğe baktı… ve olduğu yerde dondu.

Reklamlar