Benim hamileliğim ise, tamamen ikimizin ortak kararıyla ve yasal prosedürlerle yurt dışından getirttiğimiz gizli bir donör spermi sayesinde, uzun ve yorucu bir tüp bebek tedavisi sonucu gerçekleşmişti. Kimse bunu bilmiyordu. Herkes o bebeğin Burak'tan olduğunu sanıyordu. En çok da o buna inanmak istemiş, zamanla kendi beynini bile bu yalana inandırmıştı.
Peki Ceren nasıl hamile kalmıştı? İşte hikayenin en ironik tarafı da buydu. Burak, beni yarı yolda bırakıp Ceren ile o gizli ilişkiyi yaşarken o kadar büyük bir kibrin içine düşmüştü ki, tıbbi gerçeğini bile inkar eder hale gelmişti. Ceren hamile olduğunu söylediğinde, Burak kendi "mucizesini" yarattığını sanıp bu yalana dört elle sarılmıştı. Ceren ise muhtemelen başka birinden hamile kalmış ve saf, zengin, kibrinden kör olmuş eski kocamı mükemmel bir tuzağa düşürmüştü.
Düğün, gösterişli bir kır bahçesinde yapılıyordu. Üzerime en şık siyah elbisemi giydim. Kırmızı rujumu sürdüm ve o bahçeden içeri başım dik bir şekilde girdim. Mahalledeki komşularımız, eski dostlar ve Leyla beni gördüğünde fısıldaşmalar aniden bıçak gibi kesildi. Leyla'nın yüzündeki o alaycı zafer gülümsemesi hafifçe sarsıldı ama bozuntuya vermedi. Ceren ise gelinliği içinde, hafifçe belirginleşen karnını tutarak ortalıkta bir kuğu gibi süzülüyor, Burak ona sahte bir gururla bakıyordu.
Burak beni fark ettiğinde yanıma geldi, yüzünde o iğrenç özgüveni vardı. "Geldiğin için teşekkürler Merve, bu olgunluğun beni gerçekten sevindirdi," dedi. Sadece gülümsedim. "Sizin için çok özel bir hediyem var," dedim. "Zamanı gelince vereceğim."
İlerleyen saatlerde takı töreni ve tebrik konuşmaları başladı. Burak'ın arkadaşları kadehlerini kaldırıp yeni çifte ve "yolda olan bebeklerine" övgüler düzdüler. Sıra bana geldiğinde yavaşça ayağa kalktım. Çantamdan, üzeri şık, siyah bir kurdeleyle bağlanmış kalın bir zarf çıkardım. Mikrofonu elime aldığımda tüm bahçe ölüm sessizliğine bürünmüştü. Herkes, terk edilmiş, bebeğini kaybetmiş o "zavallı" kadının ağlayarak yapacağı ezik konuşmayı bekliyordu.
"Burak," dedim sesimi olabildiğince berrak, yüksek ve neşeli tutarak. "Beni bu mutlu gününüze davet ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Ceren'in hamilelik haberini aldığımda en az sizin kadar şaşırdım. Ve bu mucizevi bebek için size, hiçbir mağazada satılmayan, paha biçilemez bir hediye hazırladım."
Zarfı ona doğru uzattım. Burak zarfı alırken yüzünde şaşkın ama kibirli bir ifade vardı. Kurdeleyi çözdü ve içindeki belgeyi çıkardı. Çıkardığı şey, yıllar önce hastaneden aldığımız, üzerinde kalın, kırmızı harflerle "Kesin Kısırlık (Azospermi) - Biyolojik Baba Olma İhtimali %0" yazan resmi hastane raporuydu. Raporun hemen altında ise benim el yazımla yazdığım küçük bir not duruyordu: "Mucize bebeğiniz için tebrikler. Merak ediyorum, asıl babası da bu düğüne davetli mi?"
Burak'ın gözleri kağıttaki kelimelerde gezinirken, yüzündeki kan saniyeler içinde çekildi. Bembeyaz oldu. Raporu tutan elleri titremeye başladı. Dehşet içinde, nefes nefese yanındaki taze gelini Ceren'e döndü. Ceren raporu ondan çekip aldığında, gözleri fal taşı gibi açıldı ve dudakları titremeye başladı.