Ama ben haftalarca karar veremedim.
Çünkü insan bazen ihanetten çok, yaptığı fedakârlığın boşa gittiğine üzülüyordu.
Bir gün hastaneye kontrol için gittiğimde doktorum bana şöyle dedi:
“Biliyor musun, senin için en önemli şey bundan sonra kendine iyi bakmak.”
Bu cümle zihnimde günlerce yankılandı.
Kendime iyi bakmak…
Ben yıllardır Kerem’e bakmıştım.
Onun sağlığına.
Onun mutluluğuna.
Onun geleceğine.
Ama kendime hiç bakmamıştım.
Sonunda boşanma davasını açtım.
Kerem duruşmadan önce benimle konuşmak istedi.
Bir kafede karşıma oturdu.
Yüzünde eski yorgunluk vardı.
“Selma’yla bitti,” dedi.
“Bunun benim için bir önemi yok.”
“Pişmanım.”
“Biliyorum.”
“Beni affedemez misin?”
Uzun süre yüzüne baktım.
Sonra sakince cevap verdim:
“Seni affedebilirim.”
Gözlerinde umut belirdi.
“Ama sana geri dönemem.”
Başını öne eğdi.
“Neden?”
“Çünkü ben sana hayatımdan bir parça verdim. Sen ise bana sevginin karşılığını değil, kendime verdiğim değeri yeniden öğrenmem gerektiğini gösterdin.”
Gözlerinden yaş süzüldü.
“Sen olmasaydın bugün hayatta olmayabilirdim.”
“Biliyorum.”
“Bana ikinci bir hayat verdin.”
“Evet.”