Geceleri çalışıp kanser tedavisi gören kocama...

“Bora kadına, ‘İyileşir iyileşmez her şeyi bitireceğim. Bana biraz daha zaman ver,’ dedi.”

İçimden bir şey koptu.

Demek planı buydu.

Ben onun yaşaması için uğraşırken o, iyileşir iyileşmez beni terk etmeyi planlıyordu.

Ayağa kalktım.

“Teşekkür ederim.”

Doktor da ayağa kalktı.

“Bir şey daha var.”

Kapıya uzanan elim durdu.

“Bora geçen hafta avukat istemiş.”

Arkamı döndüm.

“Boşanmak için mi?”

“Bilmiyorum. Ama hastane sosyal hizmetlerine mal varlığıyla ilgili bazı belgeler getirilmesini istedi.”

O anda beynimde küçük parçalar birleşmeye başladı.

Son aylarda Bora sürekli evraklarla uğraşıyordu.

Bana banka şifrelerini sormuştu.

Evin tapusunun nerede olduğunu sormuştu.

Ortak hesabımızdaki paranın ne kadar kaldığını birkaç kez kontrol etmişti.

Ben bunların hepsini tedavi masrafları yüzünden yaptığını sanmıştım.

Hastaneden çıktığımda hava kararmıştı.

Bora telefonlarımı açmıyordu.

Eve vardığımda gardırobun yarısı boştu.

Birkaç gömleği, kişisel eşyaları ve eski seyahat çantası yoktu.

Mutfak masasının üzerinde yalnızca bir zarf vardı.

İçinden boşanma avukatının kartı çıktı.

O gece ağlamadım.

Belki de insanın canı belli bir noktadan sonra o kadar yanıyordu ki gözyaşları bile ne yapacağını bilemiyordu.
Reklamlar