Ertesi sabah bankayı aradım.
Ortak hesabımızda neredeyse hiç para kalmamıştı.
Bora, üç gün içinde paranın büyük bölümünü başka bir hesaba aktarmıştı.
İşte o zaman korku yerini öfkeye bıraktı.
Ben bir yıl boyunca hastane faturalarını ödeyebilmek için geceleri çalışmıştım.
O ise iyileşeceği günü bekleyip paramızı almıştı.
Hemen bir avukat tuttum.
Avukatım Ceyda Hanım, belgeleri inceledikten sonra yüzüme baktı.
“Bu iş sandığınızdan daha ciddi olabilir.”
“Neden?”
“Çünkü eşiniz yalnızca para çekmemiş. Geçen ay ortak evinizin üzerine kredi çekmeye çalışmış.”
Şaşkınlıkla ona baktım.
“Benim imzam olmadan yapamaz.”
“Yapamamış zaten. Ama başvurmuş.”
Artık Bora’yı tanıyamıyordum.
Üç gün sonra ondan mesaj geldi.
“Konuşmamız gerek.”
Bir kafede buluştuk.
Karşımda oturan adam hastalık boyunca tanıdığım o kırılgan adam değildi.
Üzerinde yeni bir ceket vardı.
Saçları yeniden çıkmaya başlamıştı.
Yüzü daha canlıydı.
Ve masaya oturur oturmaz,
“Boşanmayı zorlaştırma,” dedi.
Gülümsedim.
“Ben mi zorlaştırıyorum?”
“İkimiz de yeni bir başlangıç yapabiliriz.”
“Sen başlamışsın bile.”
Yüzü değişti.
“Doktor sana ne söyledi?”
İşte bu soru her şeyi doğrulamıştı.