HAFTALAR SONRA MASAMDA BULDUĞUM O SIR DOLU MEKTUP…

Satırları okudukça mideme kılıçlar saplanıyor gibi hissediyordum. Yıllarca aynı yastığa baş koyduğum, Can'ın boş tabutu başında cenazede bana sarılıp hıçkırarak ağlayan, beni teselli eden o adam bir suçlu muydu?

"Babamın borçlu olduğu o karanlık adamlar evimizi, hatta benim okulumu izlemeye başlamıştı," diye yazmıştı Can. "Birkaç kez okul çıkışında köşede bekleyen o siyah, camsız minibüsü gördüm. Bunu babamla yüzleştirdiğimde, inkar etmek yerine bana her şeyi anlattı. Daha doğrusu, beni o iğrenç sırrına ortak edip susturmak için beni ölümle tehdit etti. Eğer sana, polise veya bir başkasına tek kelime edersem, o adamların gelip sana işkence edeceğini, seni öldüreceklerini söyledi. Sessiz kaldım anne. Senin için, senin hayatın için günlerce odamda tek başıma ağlayarak sessiz kaldım. Ama planının ne kadar kan dondurucu olduğunu o gece, açık unuttuğu bilgisayarında kendi gözlerimle gördüğüm hayat sigortası poliçesini okuduğumda anladım."

Gözyaşlarım artık mektubun kağıdını ıslatıyor, mürekkebin bazı harflerini dağıtıyordu. Hayat sigortası mı? Ne sigortası? Bizim böyle bir poliçeden haberimiz bile yoktu
Reklamlar