HAFTALAR SONRA MASAMDA BULDUĞUM O SIR DOLU MEKTUP…

"Babam, ikimiz için de yüklü miktarda, milyonlarca liralık hayat sigortası yaptırmış. Ama benim poliçemdeki küçük puntolarla yazılmış bir detay çok netti: 'Kaza sonucu ölüm durumunda çifte ödeme.' O çok sevdiğimiz göl evi tatili, ikimizin baş başa geçireceği geleneksel bir baba-oğul tatili falan değildi anne. Babam biriken devasa borçlarını kapatmak ve hiçbir şey olmamış gibi yeni bir hayata başlamak için benim hayatımı feda etmeye karar vermişti. Beni o gölde boğacak, fırtınayı ve akıntıyı suçlayacaktı. Sen de kederli, evladını kaybetmiş acılı bir anne olarak sigortadan gelecek o kanlı parayla onun borçlarını, hiçbir şey bilmeden, ona destek olmak için kendi ellerinle kapatacaktın."

Odanın duvarları dönüyor, tavan üzerime çöküyordu. Avazım çıktığı kadar çığlık atmak istiyordum ama ses tellerim düğümlenmişti. Cenaze boyunca beni ayakta tutmaya çalışan, bana ilaçlar içiren, sırtımı sıvazlayan o kolların, aslında biricik oğlumu ölüme iten eller olduğunu bilmek aklımı kaçırmama yetecekti. Kocam bir canavardı.

"Ama ona bu fırsatı vermeyecektim anne," diyordu Can mektubun son sayfasına geçerken. Yazısı burada daha aceleci, daha kararlı bir hal almıştı. "Onun o pis elleriyle benden kurtulmasına izin vermeyeceğim. Eğer şu an bu mektubu okuyorsan, planımı başarıyla uygulamışım demektir. O hafta sonu fırtınanın kopacağını meteoroloji raporlarından günlerce takip ettim. Babam beni o soğuk suya itmek için en doğru, en tenha anı beklerken, ben ondan önce davrandım. Akıntıya kapılmış, çırpınıyormuş gibi yapıp gölün dibindeki o kimsenin bilmediği eski sualtı mağarasına doğru daldım. Babam benim çaresizce boğulduğumu sandı. Sonra da yalandan yardım çağırdı. Günlerce süren aramalarda cesedimi bulamadılar çünkü ben ölmedim anne. O mağaradan çıkıp ormanın derinliklerine kaçtım. Çok uzaklara, onun ve o adamların beni asla bulamayacağı bir yere."

"Ölmedim."
Reklamlar