İkiz kız kardeşim Zeynep

O an beynimden aşağı kaynar sular döküldü. Yetimhane mi? Ama ailem bana onun ölü bulunduğunu söylemişti! Kafede uzun uzun yüz hatlarımızı, ellerimizi, parmak yapımızı, doğum tarihimizi karşılaştırdık. Sol yanağımızdaki o küçük gamze, kaşımızın kavis çizgisi bile aynıydı. Ayla'ya hatırladığım o kırmızı plastik topu sorduğumda gözyaşlarına boğuldu. "Rüyalarımda... Sürekli kırmızı bir topun peşinden koştuğumu görürdüm," diye hıçkırdı. Hiçbir şüphe kalmamıştı. O, benim canım ikizim Zeynep'ti.



Bu mucizevi kavuşmanın ardından içimizi kemiren o karanlık soru ortaya çıktı: Ailemiz neden böyle korkunç bir yalan söylemişti? Neden kardeşimi ölü gösterip benden saklamışlardı? Zeynep ve ben bu sırrın peşini bırakmamaya karar verdik. Ailem yıllar önce vefat etmişti ama doğup büyüdüğümüz o eski ahşap eve geri döndük. Ev satılmamış, öylece boş duruyordu.

Günlerce tozlu rafları, paslı dolapları aradık. Sonunda tavan arasında, annemin eski çeyiz sandığının en dibine gizlenmiş, asma kilidi küflenmiş küçük bir ahşap kutu bulduk. Kilidi bir çekiç yardımıyla kırdık. İçinden sararmış evraklar ve annemin yıllar boyu tuttuğu bir günlük çıktı.

Sayfaları çevirirken gözyaşlarımıza hakim olamıyorduk. 1956 yılına ait, mürekkebi gözyaşlarıyla dağılmış o lanetli sayfayı bulduğumda nefesim kesildi. Gerçek, o kadar acımasız ve korkunçtu ki mideme kramplar girdi.



Annem günlüğüne şöyle yazmıştı: "Elif o gün çok hastaydı. Doktorlar yaşama şansının kalmadığını, tek umudunun yurt dışından getirilecek pahalı bir ilaç tedavisi olduğunu söylediler. Cebimizde beş kuruşumuz yoktu. Çaresizlikten delirmek üzereyken, kasabaya zengin ama çocukları olmayan bir aile geldi. Zeynep'i sokakta top oynarken görmüş ve hayran kalmışlar. Bize bir teklifle geldiler... Elif'in hastane masraflarını, o pahalı tedaviyi karşılayacaklardı. Ama bir şartla... Karşılığında sağlıklı olan kızımızı, Zeynep'i sonsuza dek onlara verecektik. Elif'i yaşatmak için, Zeynep'i feda ettim. Komşular ve polis sormasın diye de kaybolduğunu, sonra nehirde boğulduğunu uydurduk. Allah beni affetsin, bir evladımı yaşatmak için diğerini kendi ellerimle sattım."
Reklamlar