İkiz kız kardeşim Zeynep

Günlük ellerimden yere kaydı. Zeynep'e, yıllarca Ayla olarak yaşamış ikizime sarıldım ve ikimiz de o tozlu tavan arasında saatlerce ağladık. Benim hayatım, kardeşimin çalınan geleceği üzerine kurulmuştu. Ailemin bana her baktığında hissettiği o derin suçluluk duygusunu, annemin neden bu konuyu hep öfkeyle kapattığını şimdi çok iyi anlıyordum. Hayatım bana ait değildi; o, ikizimin bedeliydi.

Şimdi 73 yaşındaydık. Çalınan 68 yılımızı geri getiremezdik, annemle babama duyduğumuz o tarifsiz öfkeyi kusabileceğimiz bir mezar taşı dışında kimse de kalmamıştı. Ancak bunca yılın karanlığından sonra nihayet güneşe çıkmıştık. Geri kalan ömrümüzde, birbirimizin elini ölüm bizi gerçekten ayırana dek bir daha asla bırakmayacaktık. Yarım asırlık eksik parçam, en ağır bedelleri ödeyerek sonunda bana dönmüştü.
Reklamlar