arşımda duran genç adam, yıllar önce kızımı ölümün kıyısından kurtarmıştı. Ona yalnızca damadım olarak değil, ailemize gönderilmiş bir mucize olarak bakıyordum.
Ama şimdi yüzündeki korku, hayatımızı değiştirecek bir şey bildiğini gösteriyordu.
“Ne demek istiyorsun Barın?” diye fısıldadım.
Tam o sırada İdil koridorda belirdi.
“Anne, Barın, neden böyle bakıyorsunuz? Bir şey mi oldu?”
Barın hemen toparlanmaya çalıştı.
“Yok bir şey hayatım. Annenle hastanedeki bazı işlerden konuşuyorduk.”
Kızım gülümsedi ama gözlerindeki şüpheyi fark ettim.