Emre telaşla bana doğru bir adım atacak oldu, ellerini havaya kaldırdı. “Bak, yemin ederim bildiğin gibi değil, bir hataydı sadece! Cansu psikolojik olarak çok kötüydü, benim de iş yerinde sorunlarım vardı, boşluktaydım…”
“Boşluktaydın?” diye acı acı güldüm, gözlerimden yaşlar süzülürken. Sinirden deliye dönmüştüm. “Cansu depresyondaydı, sen de ona terapi mi uyguluyordun Emre? Siz ikiniz, bu dünyadaki en aşağılık, en karaktersiz insanlarsınız.”
Cansu birden yüzünü ellerinin arasına alıp ağlamaya başladı. “Beni affet, ne olursun affet. Emre bana umut verdi, karımı sevmiyorum yakında ayrılacağım dedi. Evlilikleri zaten bitmişti, ben sadece…”
“Sen sus!” diyerek üzerine yürüdüm, o an benden korkarak bir adım geri çekildi. “Senin o timsah gözyaşların da, senin o sahte kardeşliğin de yerin dibine batsın. Namus bekçiliği yapıp bana cilve dersi veriyordun değil mi? Benim evimden, benim hayatımdan defolup gideceksiniz. İkiniz de!”