“Mehmet Bey’in eşi misiniz?” diye sordu

Cenaze günü cami insanlarla doluydu. Ailemiz, dostlarımız, komşularımız… Herkes Mehmet’i son yolculuğuna uğurlamak için oradaydı. Tören boyunca ayakta durmaya çalışıyordum ama içimdeki boşluk o kadar büyüktü ki bacaklarım titriyordu. İnsanlar yavaş yavaş camiden çıkmaya başladığında daha önce hiç görmediğim genç bir kız hızla içeri girdi. En fazla 12 ya da 13 yaşlarında görünüyordu. Çekingen ama kararlı bir ifadeyle bana yaklaştı.

“Mehmet Bey’in eşi misiniz?” diye sordu.

Başımı sessizce salladım. Kız elindeki zarfı bana uzattı.

“Eşiniz bunu tam bugün, cenazesinde size vermemi istedi.”

Daha ne olduğunu anlayamadan arkasını dönüp hızla dışarı çıktı. Onu durdurup soru sormaya fırsat bile bulamadım. Zarfı çantama koydum ama içimde tuhaf bir huzursuzluk büyümeye başladı.

Eve döner dönmez zarfı açtım. İçinden Mehmet’in el yazısıyla yazılmış bir mektup ve küçük, eski bir anahtar çıktı. Mektubu okumaya başladım.
Reklamlar