“Mehmet Bey’in eşi misiniz?” diye sordu

İçeride ağır bir toz kokusu vardı. Ortada, örümcek ağlarıyla kaplanmış büyük bir sandık duruyordu. Sandık neredeyse benim boyum kadardı. Kalbim sanki göğsümden çıkacak gibiydi. Yavaşça yaklaştım, kapağındaki tozu sildim ve sandığı açtım.

Bir an nefesim kesildi.

Sandığın içinde bir çocuk yatağı, birkaç eski oyuncak, sararmış fotoğraflar ve küçük bir kutu vardı.

“Allah’ım… Mehmet… sen ne yaptın?” diye fısıldadım.Kutuyu açtım. İçinde eski mektuplar ve bir doğum belgesi vardı. Belgede bir kız çocuğunun adı yazıyordu. Doğum tarihi… yaklaşık 65 yıl öncesine aitti. Babasının adı ise Mehmet olarak geçiyordu.
Reklamlar