Ona daha fazla yalan söyleyemem

"Neyi açıklayacaksın Murat?" diye bağırmamak için dişlerimi o kadar sıktım ki çenem ağrıdı. Yan odada uyuyan o iki masum çocuğun uyanmasını istemiyordum. "O ikizlerin senin çocukların olduğunu mu? Yıllarca bana dokunup gözlerimin içine bakarak 'seni seviyorum' derken, başka bir kadından iki çocuk yaptığını mı? Yoksa anneleri ölünce, sırrın ortaya çıkmasın diye beni işimden, hayatımdan edip kendi çocuklarına bedava annelik yapmam için nasıl iğrenç bir tezgâh kurduğunu mu?"

"Öyle değil!" diye yalvardı dizlerinin üzerine çökerken. Yanaklarından yaşlar süzülüyordu. "Beş yıl önceydi... Aramızın çok kötü olduğu, boşanmanın eşiğine geldiğimiz o dönemde sadece bir gece aptalca bir hata yaptım. Kadın hamile kaldığını benden gizledi. Gerçeği öğrendiğimde iş işten geçmişti. Size zarar gelmesin diye sustum, sadece ona maddi destek verdim. Ama geçen ay kadın bir kazada ölünce... Çocuklarımın devlete verilmesine göz yumamazdım. Seni kaybetmekten o kadar korktum ki, gerçeği söyleyemedim. Sen zaten onlara harika bir anne oldun!"

Midem bulandı. Duyduğum her kelime beni ona karşı biraz daha iğrendiriyordu. "Sen beni bir eş olarak değil, çocuklarına bakacak merhametli, kör bir kalkan olarak kullandın," dedim nefretle. "Bana yıllarca çocuk veremeyen o bedenin kusurunu kendimde arattın. Kliniklerde ağlarken, bana sarılıp 'kaderimiz bu' derken aslında gizli bir ailen olduğunu biliyordun!"
Reklamlar