Sabahın ilk ışık perdelerinin arasında..

Bir akşam balkonda otururken, ellerimiz birbirine değdi. Gecenin serinliği yüzümüze vururken, ikimiz de günün niçin yorgun olduğunu biliyorduk ama aynı zamanda birbirimizin sınırlarını da tanıyorduk. “Benden sürekli bunları istiyorsun,” dedi gülümseyerek, “ama artık ben de hatırlattığın da var.” Cümlesindeki şaka, geçmişin yükünü hafifletti. Biz taleplerimizi azaltmamıştık; onları paylaşmıştık.

Anladık ki ilişkiler taleplerin yokluğuyla değil, talepleri kimin ve nasıl taşıdığınla anlam kazanıyor. Birinin sürekli istemesi, diğerinin sürekli vermesi anlamına gelmemeli; bunun yerine birlikte inşa edilen bir ritim olmalıydı. O geceden sonra bazen hâlâ küçük notlar bırakıyoruz birbirimize, bazen de yalnız kalmanın verdiği rahatlıktan faydalanıyoruz. Her istek artık bir hatırlatma: birbirimizi tekrar tekrar seçme şansımız var. Bu seçim, taleplerin ardındaki korkuyu değil, sevginin ve sorumluluğun dengelenmesini getiriyor—ve böylece hem istenenler hem de isteyenler nefes alabiliyor.
Reklamlar