YENİDOĞAN OĞLUMUZU İLK KEZ KUCAĞINA ALDIĞINDA

Meral’ın anlattıkları doğruydu.

Sinan birkaç hafta boyunca darmadağın dolaştı.

Bir taraftan hayatı boyunca bildiği kimliğin bir bölümünü kaybetmişti, diğer taraftan doğumdan birkaç dakika sonra bana söylediği sözlerin ağırlığını taşıyordu.

Bir gece çocuklar uyuduktan sonra mutfakta yanıma geldi.

“Ben oğlum olsun diye yıllarca seni zorladım,” dedi. “Ama oğlum doğduğu anda yaptığım ilk şey onu sevmek değil, senden şüphe etmek oldu.”

Bu kez gözlerinin içine baktım.

Sinan devam etti.

“En kötüsü de ne biliyor musun? Babamın soyadını devam ettirecek bir oğul istediğimi söylüyordum. Meğer uğruna bu kadar takıntı yaptığım soyadı biyolojik olarak bana bile ait değilmiş.”

İlk kez o anda meselenin ne kadar anlamsız olduğunu kendisi de anlamıştı.

Dört kızımızın değerini hiçbir zaman inkâr etmemişti ama bir erkek çocuğu ailemizin eksik parçası gibi görmesi hepimizi farkında olmadan yaralamıştı.

Aylar geçti.

Sinan değişmeye çalıştı.

Sözlerle değil, davranışlarıyla.

Kızlarımızla daha fazla vakit geçirmeye başladı. Daha önce erkek çocuğuyla yapmayı hayal ettiği ne varsa kızlarıyla da yapabileceğini fark etti. Bisiklete binmeyi, balık tutmayı, futbol oynamayı, tamirat yapmayı…

Oğlumuza ise soyadımızı “devam ettirecek kişi” gibi davranmadı.

Onu yalnızca çocuğumuz olarak sevdi.

Bir gün beş çocuğumuzu salonda oyun oynarken izlerken Sinan yanıma geldi.

Oğlumuz henüz birkaç aylıktı.

En büyük kızımız onu kucağına almış, diğer kardeşleri etrafında gülüyordu.

Sinan sessizce:

“Yıllarca ailemizin bir erkek çocuk olmadan tamamlanamayacağını düşündüm,” dedi.

Sonra çocuklara baktı.

“Meğer ailemiz ilk kızımız doğduğu gün zaten tamamlanmış. Sonrakiler sadece sevgimizi büyütmüş.”

O cümleyi duyduğumda ona hemen sarılmadım.

Çünkü güven, kırıldığı hızda geri dönmüyor.

Ama ilk kez söylediklerinin gerçekten değişmiş bir adamdan geldiğine inandım.

Oğlumuzun doğduğu gün Sinan, yüzünde kendisini aramıştı.

Ama aylar sonra hepimiz çok daha önemli bir şey öğrendik:

Bir çocuğu aileye ait yapan şey yüz hatları, cinsiyeti ya da taşıdığı soyadı değildir. Onu gerçekten ait yapan şey, büyürken yanında duran insanların sevgisidir.
Reklamlar