3. Bölüm
Ertesi sabah saat on birde, üzerimde sade lacivert bir elbise, gözümde güneş gözlükleri ve arkadan toplanmış saçlarımla sitenin kapısına geldim. Zafer kazanmış gibi görünmek istemiyordum, sadece kararlıydım. Julian ve emlakçı yanımdaydı. Kapıda Deniz ve Leyla çoktan yerlerini almışlardı; yüzlerinde şaşkınlık, gerginlik ve utanç karışımı bir ifade vardı. Oğlum, tıpkı çocukken değerli bir şeyi kırdığındaki gibi görünüyordu; korkmuş, savunmaya geçmiş ve kolay bir çözüm bekleyen bir hali vardı.
“Anne…” dedi arabadan indiğimde usulca. Hemen cevap vermedim. Önce eve, sonra onlara ve en son Leyla’nın elini tutan, kafası iyice karışmış İpek’e baktım. Onun hatırına sakinliğimi korudum. Emlakçı, mülkün çoktan satın alındığını ve geriye sadece resmi anahtar tesliminin kaldığını açıkladı. Deniz, bir belge çıkarıp ona uzatmamı bekleyerek bana baktı. Ama olacak olan bu değildi.
“Evi ben aldım,” dedim sonunda. “Ve hayır Deniz; bu ev sizin için değil.” Leyla gözlerini yere indirdi. Deniz bir şeyler söylemeye çalıştı ama kelimeler boğazında düğümlendi. Birkaç an boyunca duyulan tek ses, bahçedeki fıskiye ve uzaktan gelen trafik gürültüsüydü. “Gidecek hiçbir yerim olmadığını düşünerek yanıldın,” diye devam ettim. “Ve benimle bu şekilde konuşup hala buna ‘aile’ diyebileceğine inanarak daha da büyük bir hata yaptın.”