Eşimle lisede tanıştım

O an içimde iki duygu çarpıştı: ihanet ve anlayış.

Annem araya girdi. “Hâlâ geç değil. Tıp ilerledi. Biz masrafları karşılarız. Ama önce gerçeği bilmeliydin.”

Odayı sessizlik kapladı.

On beş yıl boyunca sandalyeye bağlı bir adamla değil, kaderine razı olmuş bir adamla yaşamıştım. Ve belki de o kader sandığımız kadar kesin değildi.

O gece konuşmadık. Çocuğumuz odasında uyurken biz salonda karşılıklı oturduk.

“Beni korumak istedim,” dedi.

“Beni karar verme hakkımdan mahrum bıraktın,” dedim.

Gözleri doldu. “Haklısın.”

Uzun süre sustum. On beş yıl gözlerimin önünden geçti: fizik tedavi odaları, ilk maaşımız, çocuğumuzun ilk adımı — ironi gibi.

“Eğer denemek istiyorsan,” dedim sonunda, “deneyeceğiz. Ama bu sefer her şeyi birlikte seçeceğiz.”

Annem kapının yanında sessizce bekliyordu. İlk defa yüzünde yumuşak bir ifade gördüm.

Aylar süren değerlendirmeler başladı. Yeni tedaviler, robotik yürüme cihazları, yoğun programlar… Kolay değildi. Ağrılıydı. Yorucuydu.
Reklamlar