Sonra masadaki ikinci dosyayı açtı. Bu kez konu hastanenin geleceğiydi. Bağış, gece saatlerinde ulaşım imkânı bulunmayan, yeni doğum yapmış veya sosyal desteğe ihtiyaç duyan hastalar için bir yardım programında kullanılacaktı. Sosyal hizmet uzmanları, gerekli durumlarda ailelerin güvenli ulaşımını ve temel ihtiyaçlarını organize edecekti.
“Bunu senin fikrin olarak göstermek istemiyoruz,” dedi Dr. Samet. “Ama yaşadığın olay bize önemli bir eksikliği gösterdi. Programın planlanmasında görüşünü almak isteriz.”
Teklif beni heyecanlandırdı. Çünkü o gece Gülsüm'e yardım edebilmiştim ama onun yerinde başka biri olsaydı ne yapacağını bilmiyordum. Birçok insanın arabası, yakını veya arayabileceği bir telefonu bile olmayabilirdi.
Ertesi gün öğleden sonra Nihat Bey hastaneye geldi. Beklediğim gibi kalabalık bir heyetle değil, tek başınaydı. Altmışlı yaşlarının başında, kır saçlı, yorgun bakışlı bir adamdı. Elimi sıkarken sesi titredi.
“Kızımı eve götüren sizmişsiniz.”
“Evet, ama yapılması gereken bir şeydi.”
“Keşke o gece yapılması gerekeni ben de yapabilseydim.”
Ne demek istediğini anlayamamıştım. Oturunca anlatmaya başladı.